Dr. Nil Sarıçiçek Sağlıklı Yaşlanmanın Biyolojik Temellerinin Çocuklukta Atıldığını Açıkladı

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nil Sarıçiçek, sağlıklı yaşlanmanın biyolojik temellerinin anne karnından itibaren atıldığını vurgulayarak erken yaşam tecrübelerinin yetişkinlik sağlığı üzeri

Dr. Nil Sarıçiçek Sağlıklı Yaşlanmanın Biyolojik Temellerinin Çocuklukta Atıldığını Açıkladı

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nil Sarıçiçek, sağlıklı yaşlanmanın biyolojik temellerinin anne karnından itibaren atıldığını vurgulayarak erken yaşam tecrübelerinin yetişkinlik sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Sarıçiçek, biyolojik yaşlanma göstergelerinin kronik stres ve çevresel koşullarla doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek çocuk sağlığına bütüncül yaklaşılması gerektiğini ifade etti.

Yaşlanmanın yalnızca ileri yaşlarda görülen bedensel değişimlerle sınırlı olmadığını dile getiren Dr. Nil Sarıçiçek, yetişkinlikte karşılaşılan birçok rahatsızlığın kökeninde fark edilmeyen çocukluk deneyimlerinin yatabileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bugün yaşadığımız bazı sağlık sorunlarının temelleri, yaşamın ilk dönemlerinde karşılaştığımız ve çoğu zaman farkına bile varmadığımız deneyimlerle ilişkili olabilir. Bu nedenle sağlığı yalnızca bugünkü belirtiler üzerinden değil, yaşam boyu süren bir süreç olarak değerlendirmeliyiz”

Gebelikten ergenliğe kadar uzanan evredeki zorlu koşulların hücresel yıpranmayla ilişkisini inceleyen 2023 tarihli “Early Origins of Health and Disease Risk: The Need to Investigate Adverse Exposures and Biological Aging Across the Prenatal, Childhood, and Adolescent Periods” başlıklı çalışmaya değinen Sarıçiçek, kromozom uçlarındaki telomerlerin kritik bir gösterge olduğunu aktardı. Hamilelik sürecinde yaşanan anksiyete, depresyon, şiddet ve sosyoekonomik güçlüklerin yanı sıra çocukluktaki ihmalin telomer kısalmasını hızlandırabildiğini hatırlatan Sarıçiçek şöyle konuştu:

“Bu bulgular bize çocuk sağlığının yalnızca fiziksel büyüme ve gelişimden ibaret olmadığını hatırlatıyor. Çocuğun içinde büyüdüğü çevre, yaşadığı stres ve kendini ne kadar güvende hissettiği, yaşam boyu sağlık açısından önem taşıyor.”

Epigenetik faktörlerin erken dönemde devreye girdiğini ve takvim yaşı ile hücresel yaşın farklı seyredebileceğini vurgulayan Dr. Sarıçiçek, erken müdahalenin önemini şu sözlerle açıkladı:

“Bir çocuğun takvim yaşı sekiz olabilir. Ancak biyolojik süreçleri, aynı yaştaki başka bir çocuğunkinden farklılık gösterebilir. Erken dönemde yaşanan olumsuzluklar, bazı çocuklarda hızlanmış biyolojik yaşlanma göstergeleriyle ilişkili olabilir. Elbette bu, olumsuz deneyimler yaşayan her çocuğun biyolojik olarak daha yaşlı olduğu veya gelecekte mutlaka hastalanacağı anlamına gelmez. Burada önemli olan, erken yaşam koşullarının gelecekteki sağlık riskleriyle ilişkisini anlayabilmek ve önlenebilir riskleri azaltabilmektir.”

Beslenme kalitesi, uyku düzeni, hareketlilik ve güçlü sosyal bağların çocuğun yaşam boyu sürecek sağlık potansiyelini inşa ettiğini belirten Sarıçiçek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Eskiden ‘Çocuğunuz sağlıklı mı?’ diye soruyorduk. Bugün bu soruya bir yenisini daha eklemeliyiz: ‘Çocuğumuzun sağlıklı bir geleceğe hazırlanması için neler yapıyoruz?’

Çünkü sağlıklı yaşlanma yalnızca ileri yaşlarda alınacak önlemlerle ilgili değildir. Yaşamın en erken dönemlerinden itibaren şekillenen biyolojik, psikolojik ve sosyal koşullarla da yakından ilişkilidir.

Çocukluk, yaşlanmadan önceki dönem değildir. Sağlıklı yaşlanmanın biyolojik altyapısının şekillendiği, geleceğin sağlığına yatırım yapabileceğimiz en önemli yaşam evrelerinden biridir.”

Dr. Nil Sarıçiçek Sağlıklı Yaşlanmanın Biyolojik Temellerinin Çocuklukta Atıldığını Açıkladı
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.